O ADAM; ALİ YAVUZ

Trabzonspor'un yaşayan efsanesi Ali Yavuz'u dinler misiniz? Yazarmız Aksal yavuz'un Trabzonspor'un efsane fotbolcularından Ali Yavuz ile yaptığı ropörtaj Ali Yavuz; ÇOCUĞUMU YAŞATMAK İÇİN AFRİKA'YA GİDİP HAMALLIK YAPTIM!

Giriş
Güncellenme

EY VEFA NEREDESİN...

Dile kolay 4 yılda 143 maç..

120?sinde ilk 11?de sahaya çıktı.

4 yılda 3 şampiyonluk. Kupa şampiyonluğu hariç..

Ömrü hayatında hiç kart görmedi.

Trabzonspor?un 1.Lig?de golünü atan ilk oyuncu...

Bu adam bu ülkede adı ve soyadı ile söylenenbilinen tek oyuncu; Ali Yavuz?un ta kendisidir..

O bugün hayatta olan Trabzonspor?un birkaç efsanesinden biridir.

O adamın Rizespor?dan Trabzonspor?a geldiği yıl aynı soyadı taşımamıza rağmen akrabamız olmadığını, Kastamonulu olduğunu öğrendiğimde ortaokula gidiyordum.

O adamın akrabam ya da Trabzonlu olması önemli değildi, zira artık o Trabzonspor?da oynuyordu, bu da bana yetiyordu.

Şenol, Dozer Cemil, Kadir, Ali Kemal, Bekir ve Necati o yıllar Trabzonspor?da ne ise Ali Yavuz da onlardan biriydi. Onlardan farkı; nüfus kâğıdına ?Trabzon? yazmamasıydı...

Gel zaman git zaman Ali Yavuz vatani görevini yapmak için sessiz sedasız İzmir?e gider ve 

Göztepe?de oynamaya başlar.

Gidiş o gidiş... 

Ali Yavuz?u ne gören vardı, ne de yerini bilen...

Bunlardan biri de sizler gibi bendim..

 ***


Birileri 70?li yıllardan ve efsane futbolculardan bahsetse, aklıma hep o gelmiştir..

Çünkü o bir efsaneydi, benim gibi milyonların hayallerini süsleyen bir kahramandı.

Bizlere şampiyonluk sevincini tattıran, bugün milyonlarca gencin Trabzonsporlu olmasını sağlayanlardan biriydi.

O adamı mutlaka bulup konuşmalıydık.

Çünkü o adam; bana ?Nüfus kâğıdına Trabzon yazmayıp Trabzonsporlu olanları sırtımızda taşımalıyız?  cümlesini yıllardır söyletenlerden biri olmuştur.

 ***

Seneler evvel bir dostum kendisini bir hastanede gördüğünü ve bayağı bi dertleştiğini söylemişti.

Başına geldiklerini benimle paylaştığında, başımdan aşağıya adeta soğuk sular dökülmüştü.

Bulup konuşmalıydık o adamı...

Yerin dibine de girse bulmalıydık onu..

Çünkü o Trabzonspor?un ta kendisiydi..

Çünkü o yaşayan bir efsaneydi..

Çünkü o adam bizlere Trabzonspor?u sevdirenlerdendi.

 ***

Cumartesi günü Turan Babacan, İbrahim Tüfekçi ve Süleyman Hacıcaferoğlu?nu yanımıza alarak yola koyulduk.

Rota Sarıyer?in Maden semti..

Bir yıl evvel tanıştığım mahalli sanatçılarımızdan olan Oflu ?Temel Reis?in mekanını zor zar bulduk.

Ormanın içinde bir yer.. Tam bir köy. Köpekler, kediler..

Sarı saçlarını yana uzatan Temel Reis, bizi görür görmez, boğazını kastı, bütün gücüyle rahmetli Erkan Ocaklı?nın ?Aşkı Kim İcat Etti? türküsünü söylemeye başladı. Benden ?mükemmelsin? anlamında işareti alıncaya kadar da susmadı. Ve o işareti görünce, şarjı biten pil gibi birden sus-pus oldu. Laf aramızda güzel sesi var hani.

Aldığı övgü karşısında gururlanan Temel Reis?i arkadaşlara tanıştırdıktan sonra tahta bir masada oturup efsaneyi ve Aytekin Akay?ı beklemeye başladık.  Zira efsaneyi evinden alıp getirecek olan Aytekin?di...

 ***

Tertemiz tahta bir masanın etrafında toplanmış beklemedeyiz.

Hep 70?li yıllardan konuşuyoruz.

Dalların çıtırtısı, ağaçların hışırtısı konuştuklarımıza eşlik ediyordu..

Temel Reis, arada bir lafın arasına girip yumuşak esintide tembel tembel sallanan ağaçları kendi elleriyle diktiğini söylüyordu, büyük bir gururla.

  ****

O da ne?

O adam..!

Trabzonlu ve Trabzonsporlu olduğumuzu bilen adamın gözlerinin içi gülerek, iki elini yana açarak bize doğru geliyor. Attığı her adımda tıkırdayan taşların sesini duyar gibiydik..

Bizimle tokalaşmak ve kucaklaşmak için can atıyordu..

40 yıllık dostmuşuz gibi kucaklaştık..

Birbirimize sıkıca sarıldık..

Ey gidi koca Ali Yavuz..  Sahalara sığmayan, durdurulamayan koca adam, güneşin bordo-mavi renklerini soldurduğu kalın elbiselerin markajı altındadır, sessiz ve sakin..

Artık o adam karşımızdadır..

Hal-hatır derken, başladık konuşmaya..

 Trabzonspor'un Türk futbolunda efsane olmasının başyapıtı oyuncularından biri olan Ali Yavuz  ile yaptığımız sohbet öyle bir duygu seli ortaya çıkardı ki ona kayıtsız kalmak asla mümkün olamaz.  Futbolu bıraktı, elinde kalan bir şey yoktu. Çocuğu hastaydı. Çaresizdi. Ama 'Benim için şerefli meslek' dediği hamallık için Afrika'nın yolunu tuttu.

 Ali Yavuz ağabey nasılsın?  

 Trabzonspor gibiyim uşaklar, direnmeye, mücadeleye devam ediyorum.. Hayat çok yordu beni çok..

 ***

Temel Reis?in getirdiği tavşankanı çayları yudumlarken muhabbeti daha da koyulaştırdık.

?Trabzonspor?a Rizespor?dan geldim. Yani profesyonel olduğum ilk takımdır Trabzonspor.  Askere gidene kadar bordo-mavili formayı giydim. Vatani görevimi ifa ederken Göztepe?de oynadım. O zamanki şartlar bugünkü gibi değildi, kulübüm futboldan uzak kalmayayım diye transferime izin verdi, zira o yıllar bugünkü gibi futbol oynadığınız yerde askerlik yapma şansınız yoktu?

Efsane tüm bunları anlatırken bir bulut güneşin önünden geçerkenki silüeti gibi, her şey çabuk olup bitmişti.

Ankara?da kaleye Geçtim...

Bir iç çekerek başını kaldırıp bulutlara baktı. Patlamış baraj gibiydi...

?Hiç unutmam Ankaragücü maçıydı. Oyuncu değiştirme hakkımız yok. Şenol Güneş sakatlandı. E kaleye kim geçecek, rahmetli Kadir ?Ben? dedi.. Ben, ?hayır, ben geçeceğim? dedim. Düşünün kaleye geçmek, sorumluluk almak için birbirimizle yarışıyoruz.  Kaleye ben geçtim, maçı da biz aldık..?

Ömeragiç ?Trabzonspor balon? dedi...

?Avni Aker?de uzun zamandır yenilmiyorduk. Mustafa Denizlili Altay bizi mağlup etmişti. Hocaları Ömeragiç, maç sonu  ?Trabzonspor balon, balon? demez mi.. İzmir?de görüşeceğiz dedik ona..

O haftayı iple çektik.

İzmir?e gittiğimiz hafta Adana Demirspor-Fenerbahçe maçı oynanıyor. O zamana kadar şampiyonluk aklımıza gelmiyor. Bizden yarım saat evvel başlayan maçta Fenerbahçe?nin 2-0 önde olduğunu söylediler. Devre arası soyunma odasına giderken, radyodan maçı dinleyen bir polis, Alpaslan?ın penaltı kaçırdığını, Fenerbahçe?nin 3-2 mağlup olduğunu söyledi. İkinci yarı sahaya çıktığımızda bütün tribünler ?Trabzon, Trabzon? diye inliyordu.. Tabii ki Altay ile olan hesabımızı orada görmüştük!?

Trabzon?a geldiğimizde, taraftarın idmanlara akın ettiğini görünce, birbirimize ?biz şampiyon olacağız? diye söylemeye başladık?

 Trabzonspor?a küfür edilince...

?Hiç unutmuyorum. Bir Eskişehir maçı sonrası, tam otobüse binmek üzereyken, bir gurup taraftar Trabzonspor?a ve bize küfretti. Kadir hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. Sen misin Trabzonspor?a küfreden, biz herkese sahayı dar ediyoruz, size mi acıyacağız. Hep birlikte otobüsten indik, üzerimizde formalar, ayaklarımızda kramponlar sokakta taraftar kovalıyoruz. Birkaç dakika önce aslan kesilenler kedi olmuş, kaçacak delik aramaya başladılar?

Bunları anlatırken işaret parmağını bir sarkaç gibi öne arkaya sallıyordu efsane..


Bulut olmak istedi...

Gözleri buğulandı efsanenin, ?Dozer Cemil ve Liverpool? dedi. Gözlerini bizden kaçırıp, yanı başımızda güzelce kırpılmış çalılıklara dikti, tutkalla yapışmışçasına.

İki dakika evvel salladığı parmağıyla omzunu gösterdi bizlere. Maç günü sakat olduğunu, ona rağmen oynamak istediğini söylemiş hocasına. Sakat olan Dozer Cemil ile iğne vurulup çıkmışlar sahaya..

70. dakikadan sonra çok acı çektiğini, ancak tribünlerden yükselen ?Şampiyon Trabzon? tezahüratları ona ve Dozer Cemil?e ilaç gibi geldiğini söyledi.

O gerçeği tekrar yaşamak, bir bulut gibi yükselmek o günlere, Avni Aker?e gitmek ister gibiydi..

?Ben Trabzonspor?un çocuğuyum?

Futbolu bıraktıktan sonra açık havada çalışmaktan yüzü kararan, teni kırış kırış olan Ali Yavuz bir ara ayağa kalktı,  birden ciddileşti, ayakları birer sütün, ciğerleri havasız kalırcasına haykırdı:

?Ben Trabzonspor?un çocuğuyum?

Biz, gözlerinin içindeki çizgilere bakarken, o ani bir dürtüyle cebinden o yıllara ait Trabzonspor amblemli anahtarlığı gösterdi hepimize. 

Ve hiç kullanılmamış gibi gıcır gıcır bir kredi kartı. Çatlayan dudakları gerilmişti, bakışları uzaklara dikilmişti,  gırtlaktan gelen hafif bir sesle ?kartında para olmadığını? fısıldadı.

Hamallık yaptım...

İnatçı bir ifadeyle kaşlarını çattı, sessizce çayını yudumlarken soluğunun altından bir şey mırıldanmaya devam ediyordu.

Ellerini gergin bir tavırla koltuk altlarına soktu..  Yanına sokulan yavru kediye şefkatle dokundu..

? Oğlum? kelimesi döküldü, ? Trabzonspor?un çocuğuyum? diyen ağzından..

Efsane hasarlı bir bina.. Dokunsanız yıkılacak..

?Çocuğum hastaydı, elimde avucumda ne varsa tedavisi için harcadım. Öyle gün oldu hastanelere bugünün parasıyla günlük bin lira ödedim. Aklıma şerefli mesleklerden hamallık yapmak geldi. Ver elini Afrika.. Cape Town?da üç yıl çalıştım.. Evet, evet hamallık yaptım..

Çocuklarımın hasretine daha fazla dayanmayıp Türkiye?ye geldim. Eski dostlarımdan iş istedim. Trabzonsporlu iş adamlarından birinin şantiyesinde çalıştım, kah ofiste durdum, kah şoförlük yaptım.. Her şeye katlandım fakat benimle alay edilmesine asla tahammül edemezdim. Oradan ayrıldım. Birçok yerde aylık, hatta haftalık çalıştım. Çocuğumun iyileşmesi için her şeyi yapmaya razıydım. Bu arada Trabzonspor gibi dik durmaya özen gösterdiğimi de söylemeliyim?

Kadir?im beni arardı..

?Sadece Kadir beni arardı. Maddi ve manevi yardımını hiç eksik etmedi benden. Çocuğumu hastaneden çıkartamamıştım, onu arayıp yardım istedim. Gereğini yapıp çocuğumu onun sayesinde hastaneden alabildim.

Hangi kapıyı çalsam hep yüzüme kapattılar. Trabzonspor başkanlarından biri bana kartını verip, şirketine gelmemi söylemişti. Çaresizdim, her yolu deniyordum.. Bir çare, bir umut deyip, Sn. Başkanın şirketine gittim. Kapıdaki görevli ?sen kimsin?? sorusuna    ?Trabzonsporlu Ali Yavuz cevabını verince, benimle alay etti.. Sen kim, Trabzonspor kim der gibiydi. Sekreter başkan yok dedi bana. Oysa Sn. Başkan yerindeydi?

Formam müzede...

Günün birinde, giydiğim 8 numaralı formayı istediler benden. Çocuklar gibi mutlu oldum, zira hatırlanmıştım, formam müzedeki yerini alacaktı. Kargoyla gönderdim. Benzerini yapıp satmışlar, gurur duydum. Teşekkür eden olmadı ama 5 bin lira göndermişlerdi.

Jübilemin parası

masrafları zor karşıladI

Hafızam beni yanıltmıyorsa jübilemden1600 lira aldım. Onu da otel ve diğer masraflara harcadık. En acısı; genç neslin futbolculardan biri ?daha ne istiyorsun, sana hiç değil jübile yaptılar? demesi yok mu, işte beni yıkan cümle budur!

Çocuğum iyileşti...

Efsane konuştukça yıkılan, yerle bir olan bizlerdik. Sahaları rakibe dar eden 64 yaşındaki Ali Yavuz ne hallere düşmüştü..

Sırtını iyice sandalyeye yasladı.

Onu ilk defa gülerken gördük, çocuğunun sağlığına kavuştuğunu söylerken..

Onun için neler yapabileceğimizi bir kez daha sorduk.

Elçiye zeval olmaz; milyonlara Trabzonspor?u sevdirenlerden olan o adama ve dolayısıyla üniversite mezunu oğluna sahip çıkalım..

Öyle ya kardeşim; Trabzonspor kulübü bütçesinden efsanelere minicik de olsa bir pay ayrılsa fena mı olur?